Şebnem Shaffer’ın yemini
Şebnem Schaefer DYP’ye üye olunca Uygur kardeşler
espriyi kaçırmamış.
Olur da vekil seçilirse diye Şebnem için bir
milletvekili yemini hazırlamışlar.
"Bedenimin egemenliğini koruyacağıma, anneme
bağlılıktan ayrılmayacağıma" diyen yemin, "Namusum,
raporum ve şerefim üzerine and içerim" diye
bitiyor.
Şebnem’in siyaset macerası da, kadın olmamışlik
olayına benzedi.
Herkes konuşuyor, herkes bir şey söylüyor.
Şebnem de sonunda patladı, "İstemezlerse giderim"
dedi.
Aman bornozunu unutma!
************
Youtube’u yasaklamak kime
ceza olacakDeli bir
Yunanlı’nın işgüzarlığı yüzünden mahkeme video
paylaşım sitesi Youtube’a Türkiye’den erişim
yasağı getirdi.
Dünkü Vatan’da Reha Muhtar haklı olarak, bu
siteye erişemezsek bizim aleyhimizdeki görüntülerden
nasıl haberdar olacağız diye soruyordu. Her
ne kadar mahkemenin kararı
Youtube’a baskı olarak gözükse de,
bu yasak kararının çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum.
Türk Telekom yurtdışı çıkışında engellediği anda,
Youtube 200-300 bin Türk ziyaretçisini kaybedecek.
Az bir rakam değil ama dünya çapında güçlü bir web
sitesi için çok da önemli olduğu söylenemez. Bu
baskıdan daha önemli olan, mail’le protesto yöntemi
ki zaten 250 bin kişinin Atatürk görüntüleri için
Youtube’a mail attığı söyleniyor. Dün öğle saatlerine
kadar Youtube’a erişimde herhangi bir engel yoktu
ama yasak getirmek bu işin çözümü değil.
Yarın öbür gün Google’da, Yahoo’da hoşumuza gitmeyen
şeyler olduğu zaman onlara da mı erişimi yasaklayacağız?..
TF1’da, RAI’de aleyhimizde görüntüler yayınlandığında,
bu kanallara uydudan erişimi mi engelleyeceğiz?..
Time dergisi hakkımızda kötü kapak yaptığında Türkiye’de
satışını mı durduracağız?..
Günümüz iletişim dünyasında kendimizi yalıtarak
bu tür sorunları çözmemiz mümkün değil. Tepkimizi
gösterelim, sesimizi yükseltelim, sitenin tamamını
değil söz konusu linkleri engellemek için mahkeme
kararları alalım ama kafamızı kuma gömmeyelim.
Youtube’u biz izlemediğimiz zaman, kimse izlemiyor
zannetmeyelim.
Bizde de ormanlar artmış
Dün İtalya’daki ormanlık arazilerin 20 yılda, yüzde
23 oranında arttığını yazmıştım.
Türkiye’nin de ormanlarını artırdığını öğrendim.
Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi dergisinin kasım
sayısında yayınlanan araştırmaya göre, Türkiye dünyada
ormanlık alanlarını artıran 22 ülkeden biriymiş.
Araştırmada Türkiye’de ormanlık alanların ne kadar
arttığı yazmıyor.
Şaşırtıcı değil mi?
Helsinki Üniversitesi’nden çevre uzmanı Pekka Kauppi
yapmış bu araştırmayı.
Bu şarkı davalık olmamalı
27 Haziran 2006’da bu köşede duyurduğum "ö s yeme,
g..ümü ye" adlı şarkıyı söyleyen Grup Deli üyeleri
hakkında dava açıldı. Grubun yedi üyesi için 1 yıl
5’er ay hapis isteniyor.
Gerekçe; "Kamu görevlilerine görevlerinden dolayı
hakaret etmek".
Son yıllarda dinlediğim en muhalif, en hınzır, en
fırlama şarkıydı bu.
Bu şarkıyı yapan çocukları dava etmek bir kez daha
hoşgörüden ne kadar uzak olduğumuzu kanıtladı.
Eleştiriye, zeka kokan fırlamalıklara, genç işi
muhalefete ne kadar tahammülsüz olduğumuzu gösterdi.
Oysa tam aksine bu tarz muhalefet çok önemli.
Şimdi sorarım size; Gençler YÖK’e karşı seslerini
yükseltmek için polisle çatışsa mı daha iyi, eline
gitarı alıp "ö s yeme, g..ümü ye" diye şarkı yapsa
mı?.. İkisini de yapmasınlar diyorsanız, amfilere
ot dikin dersleri onlar dinlesinler.
Şebnem’in yemini
Şebnem Schaefer DYP’ye üye olunca Uygur kardeşler
espriyi kaçırmamış.
Olur da vekil seçilirse diye Şebnem için bir milletvekili
yemini hazırlamışlar.
"Bedenimin egemenliğini koruyacağıma, anneme bağlılıktan
ayrılmayacağıma" diyen yemin, "Namusum, raporum
ve şerefim üzerine and içerim" diye bitiyor.
Şebnem’in siyaset macerası da, kadın olmamışlik
olayına benzedi.
Herkes konuşuyor, herkes bir şey söylüyor.
Şebnem de sonunda patladı, "İstemezlerse giderim"
dedi.
Aman bornozunu unutma!
Kanyon’un yanında yeni konser alanı
Bu yaz İstanbullu müzikseverler yeni bir açıkhava
konser mekanına kavuşacaklar.
En iyi yanı da şehrin göbeğinde olması.
Levent’teki Kanyon alışveriş merkezinin hemen yanındaki,
eski Rosch arazisi bu...
Bu araziyi Elif Dağdeviren, birkaç girişimciyle
birlikte bu yaz için kiraladı.
Haziran sonundan itibaren de burada bütün bir yaz
sürecek konser etkinlikleri düzenleyecekler.
Yurtdışından grupların ve şarkıcıların da konser
vereceği bu alanda, yerli isimler de sahneye çıkacak.
Geçen gün bir sergide karşılaştığım Elif, konser
programını oluşturmaya çalıştıklarını ve açıkhavada
eğlenceli yaz konserleri düzenleyeceklerini söyledi.
Dondurmam Gaymak’tan sonra yapımını üstleneceği
ikinci filme ise yaz sonunda başlayacakmış.
İstanbul gerçekten ucuz
Biliyorum gelirin düşük olduğu İstanbul’da çoğu
kimseyi kızdıracak bir başlık ama İstanbul gerçekten
ucuz bir şehir.
"Dünyanın en pahalı şehirleri" sıralamasında, 5
basamak gerileyerek 53’üncü sırada yer almış İstanbul.
İlk sırada Oslo yer alıyor, sonra Paris, Kophenag
ve Londra var.
Dört şehri de gördüm, gerçekten Oslo ilk sırada
yer almayı hakedecek kadar pahalı bir şehir.
Restoran, elektrik fiyatları, yakacak ve yiyecek
gibi kıstaslara bakılarak oluşturulmuş bir sıralama
bu...
İstanbul’un pek çok iyi restoranından şarabınızı
da içip adam başı 70-80 dolara çıkarsınız.
Mesela son olarak Kartalkaya Chocolate’da iki kişilik
yemek ve bir şişe şaraba 125 dolar ödedim.
Dünyanın pahalı şehirlerinde bu hesabı bulmak neredeyse
imkansızdır.
Tabii İstanbul’un en büyük problemi, restoranlarında
yemek yiyecek geliri olan insan sayısının azlığıdır.
Oslo pahalıdır ama Oslolular’ın neredeyse tamamı
istediği yerde yemek yiyip, gezebilecek harcamayı
yapacak gelire sahiptir.
İstanbul ucuzdur ama buna rağmen İstanbullular’ın
çoğu bunu yapacak gelirden yoksundur.
O yüzden İstanbul ucuz ama yaşaması zor bir şehirdir.
|